Reklam
Ahmet Sarıkuş

Ahmet Sarıkuş


Adam diye kaydımız var mı?

10 Aralık 2020 - 19:55

Bizim kültürümüzde 'adam olmak' diye bir deyim vardır. Ya da adam yerine konulmak. Adam olmak ve adam yerine konulmak hemen hemen herkesin gücü nispetinde yaşadığı toplumda bireysel mücadele alanını oluşturur; kendisinin ve aile efradının tüm hayat enerjisi bu alana hasredilir. Hatta kişi adam olmak için gerekirse babasının bile bir başka mahluka dönüşmesini küçük bir değişiklikle sağlayabilir. Nasıl mı?
İlkokul yıllarında (70-80'li yıllarda Türkiye'de ilkokul sıralarında oturmuş olanlar bilirler) hafızalarımıza kazınan bir söylemle adam olmanın ehemmiyeti şiddetle vurgulamıştır: ''Oku oku da adam ol baban gibi, eşek olma."  Ya da bir virgül hareketiyle; "oku oku da adam ol, baban gibi eşek olma." Görüldüğü gibi bizlere çocukluktan telkin edilen ifadeye göre adam olmamın tek şartı okumak; ya da uyanık olmak. Aksi takdirde bir virgül farkıyla kişinin hem kendisinin hem de babasının ne türden bir mahluk olabileceği ortada.
Elbette ki burada zikredilen adamlık kavramının içeriğine inmeden bu söylemin makul bir tarafı olup olmadığına karar vermemiz imkan dahilinde değildir. Şayet okumaktan kasıt bir mevki sahibi olmak ve bulunduğu mevkii kendi çıkarlarına alet etmekse bu kişinin babasını dahi eşek olarak görmemesi imkansızdır. Bugün bir çok yerde (bilhassa Türkiye'de) bu türden insanların kendisi dışındaki her şey, üzerinden menfaat sağlanılmak üzere hazırlanmış bir binekten ibarettir.
Ancak aksi istikamette bir okumadan bahsedecek olursak adam olmanın yolunun bilmekten, bilmenin yolunun da okumaktan geçtiğini göz ardı edemeyiz. Allah'ın 'Oku' diyerek Kur-an'ın indirilişine start vermesi elbette ki adam olarak muhatap alınmamızın da bir başlangıcını oluşturur. Zira okumak bilmenin, bilmek ise idrak etmenin ve şuur sahibi olmanın temel koşuludur ki bu da insanı insan yapan temel vasıftır. O halde adam olmanın yolu okumaktan geçiyorsa adamlığın tarif ve tanımını da yine Kur-an'da aramanız veya adamlığımızı Kur-an’ın bize hasretmesine borçlu olduğumuzun farkına varmamız gerekiyor.
Kur'an'la hiçbir suretle bağ ve bağlantısı olmadığı halde adamlık sıfatını taşıyan başka insanlara rastlamak mümkün değil mi? Elbette ki mümkün. Evrensel insani değerleri taşıyan elinden ve dilinden şer sadır olmayan, kendi menfaatinden başka her şeyi binilecek eşek ve yolunacak kaz görmeyen herkes 'Oku' emrinin muhatabıdır ve davetlisidir. Bir kısmı bu davete icap etmiştir bir kısmı da sırasını beklemektedir. Davete icap ettiği halde davetin şart ve koşullarından çıkar sağlayanlar da sözde adam tanımının muhatabıdırlar.
Sonuç olarak adamlık meselesine güç dengeleri içinde bakacak olursak, dünya nüfusuna kayıtlı bilmem kaç milyar insanın yüzde, hatta binde kaçının 'adam' diye kaydı vardır diye bir soruya cevap aramak gerekiyor. Aynı ülkelerde yaşayan, ekonomik ve sosyal statüleri aynı sisteme kayıtlı olan ve aynı ülkenin kimlik kartlarını taşıyan insanların bir kısmına 'adam değildir' diye şerh düşüldüğü bir dönemde, kimlerin adamlığını kimlerin belirlediğinin farkına varabilmemiz de yine adamlığımızın uluhiyetiyle alakalıdır.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum